Çişim geldi, ben de yaptım!

Üç saattir içinde bulunduğumuz toplantımız en ufak bir çiş molası vermeden devam ediyordu ve ben aslında Pınar ablaya değil de yüce insan Okan abiye saygısızlık etmemek için altıma işemek üzere olduğum halde tuvalete gitmiyordum. Tam “Abi” dedim, “Dur Alicim” dedi. “Ama” dedim, “Birazdan dinlesek olur mu seni Ali’m” dedi. “Abi valla bu sefer ciddi…” dedim ve “Alicim araya girme istersen, demoralize ediyorsun beni” demesiyle beraber ben de şalterler attı tabii. “Eeeeeehhh yeter lan artık yeter! Bıktım sizden kahpeler” diye haykırıp toplantı odasına çişimi yapmaya başladım. “Dur Alim etme eyleme napıyorsun Allah’ın cezası” dese de aldırmadım ve son bir iki damla çişimi de yaptıktan sonra “Kolay gelsin arkadaşlar, ben ara veriyorum” diyerek öğle arasına çıktım.


Hızlı hızlı köşedeki büfeye doğru yürüyordum ki arkadan Okan abinin sesini duydum. “Gel lan buraya haysiyetsiz şerefsiz, nasıl yaparsın bunu o yüce insanlara” diye bağırıyordu arkamdan. İrkildim, akabinde de silkindim ve kendime bir çeki düzen verdim. Sonra da koşarak kaçmaya başladım ondan. Ben bir yandan kaçıp bir yandan da kara kara nasıl bakacağım bu terbiyesizlikten sonra o şahane insanların yüzüne, Okan abi büsbütün haklı lan işte diye düşüne dururken; Okan abi de “Ali geeeeeell belanı s.kicemmm seninnn!!! Geeeel şerefsiz kaçamazsın benden belan olmaya geliyorum belaann!!” diye haykırarak kovalamaya başladı beni. Bastım deparı ama nafile! Şıpşıpşıp diye ayak sesleri geliyordu ardımdan Okan abinin. Bazen seslerinin hafiflemesiyle herhalde pes etti alçak herif diye düşünsem de arkama baktığımda manzara değişmiyor, hala davar gibi beni kovalıyordu. Çok geçmeden aklıma dahiyane bir fikir geldi. Rotamı metrobüse doğru çevirip ve yeni yazıldığım yüksek lisansın nimeti olan öğrenci akbilimi kullanıp turnikeden geçiverecektim. Okan haysiyetsizi de akbiline her gün 5tl yüklediği için tongaya düşecek, akbili doldurdum ettim derken ben metrobüse binecek sonra da kapalı kapılar ardından ona el haraketi çekip tahrik edecektim. Planı uygulamaya koydum ve engelli gişesinden dııııdıııttt diye bağırarak geçip metrobüse attım kendimi. Kapılar miiipmiiipmiiipp diye kapandığında yeni akbilini doldurmuş Okan abiyle göz göze geldim ve sonra da yapıştırdım el hareketini şakkk diye. Evet planımı başarıyla uygulamıştım. Fiziki olarak halt edemediğim yüce Okan’ı aklımla yenmiştim. Üstüne bir de tahrik etmiştim onu.


Ertesi sabah tekrar ofise geldim tabii. Okan abi de sabah sabah beni mutfakta yakaladı yine. Sinirliydi. “Neyin var abi hayırdır” dedim. “Gel lan toplantı odasına konuşcaz” dedi. “Yettim abim” diyerek toplantı odasına hiçbir şey yaşanmamış gibi yürüdüm. Kapıyı kapattı, dibime kadar yanaştı ve gözlerimin içine bakarak “Yakışıyor mu senin gibi aklı selim insana Ali’m? Hiç işenir mi toplantı odasına, manyak mısın oğlum sen” diyerek kükredi ve “Dua et seni dün yakalamadım, fena pataklardım ha bilesin” diye de ekledi. “Abi çişim geldi, ben de yaptım” dedim. Sarıldık, ağladık….