Yağmur’a açık mektup…

Sevgili Yağmur,

“Nasılsın, iyi misin?” diye sormayacağım. Çünkü zaten bok gibi olsan da mükemmel hissediyorsundur. Bu bok gibi olunca bok gibi, mutlu olunca mutlu hissetme hali bence biz sıradan insanlara özgü bir şey. Sen anlamazsın yani, kafanı takma Yağmur. Kısaca her halükarda mükemmel hissetme arzunu, sen de izin verirsen, şöyle açıklamak istiyorum sana: Diyelim ki oturma odanda düdüklü tencere patladı. Sen bu kahpe duruma rağmen hala 32 dişini birden göstererek sırıtırken “Dayanamadı tabii şehrin gürültüsüne daha fazla, o da gezmek istiyor, tepkisini böyle ortaya koydu” diye düşünüp bir şekilde tekrar muhteşem hissedebilirsin Yağmur. Biz hissedemiyoruz. Kusura bakma, mahzur gör. Bizim yerimize de şahane hisset, e mi Yağmur? Hatta böyle paraları götürürken bari şu fakirler icin de mutlu oldum de Yağmur! Nolur de! Yalvarırım! Neyse uzun lafın kısası, mükemmel hissettiğinden katiyen ve suretle emin olduğum için,hal hatır sormadan devam ediyor, diğer bahsedeceğim konular için sonraki paragrafı okumanı rica ediyorum senden.

Yağmur’um! Aslında bu mektup senin ne kadar şahane bir insan olduğunu anlatmayacak, aldanma sakın. Zaten milyonlar biliyor senin eşi benzeri olmayan bir iyilik meleği olduğunu. Bir de ben söylemeyeyim bunları sana, değişiklik olsun hayatında. Yani bu mektuptan beklentin, seni yerlere göklere sığdıramayıp Satürn’e çıkarmaksa eğer, istirham ediyorum ki mutfağına siktir git ve bu mektubu çöpe at. Sonra da üstüne soğuk su iç. İsviçre dağlarından gelsin hem de bu su, seversin sen şimdi enerji verir sana. He okumaya devam etmek istiyorsan da Yağmur’um, şunu unutma; sana son zamanlarda bir hayli gıcık olmaya başladım. Nedendir bilinmez ama bu gıcık olma halimin üzerinde biraz düşündüğümde; böyle şirin, mutlu, kamp sever, hayvan sever, insan sever, doğa sever, gezmek sever kısaca yaratılmış veya henüz yaratılmamış her şeyi sever biri olan senin , Intsagram’dan gizli gizli reklam yaparak paraları cukkalamış olan biri olduğun sonucuna varıyorum Yağmur. Şimdi yine örnek vereceğim Yağmur. Ama sakın bana “Ayyy ne tatlıııııı, her şeyi betimliyorrrrr” deme. Bir dinle. Azına sıçacağım çünkü bu betimlememle, bilesin. Her neyse. Diyelim ki bir dünya turuna çıktın. Mesela Kenya’ya gitmiş ol .Kesin cebinde beş kuruş olmaz senin len. Sokakta falan yatarsın oranın insanıyla, bunu da geçtim ağaçta kalırsın mazallah(!). Hem de uçak biletini, sponsor hava yolu şirketinle bir video çekerek, bedavaya getirmene rağmen ağaçta kalırsın Yağmur. Yanlış anlama lütfen beni. Cebinde para olmadığı için kalmazsın sen ağaçta be Yağmur. Bildiğin doğayı seviyorsun sen Yağmur’um doğayı. Ondan bu ağaçta kalma arzusuyla yanıp tutuşman, bilirim(!)


Yağmur! Hadi reklam işini de bir kenara bırakalım. Hadi iddia ettiğin gibi(!), inanılmaz samimi bir insan evladı ol. Böyle takipçilerine kucak dolusu sevgiler gönder, her sabah yoga yap, hatta yaptığın o yoga 10 kahve içmeye bedel bir enerji versin sana gün boyu. Tamam Yağmur tamam, özetle her şey senin bize lanse ettiğin gibi olsun yani, kabulümdür. Enerjik ol, çıtı pıtı ol, tatlılıktan öl, çok samimi ol….ama insan ol be Yağmur insan! Madem bu kadar samimisin, madem böyle her şeyini paylaşan hatta bununla da kalmayıp mutluluk sıçan bir dişi Homo Sapiens’sin Yağmur, e sormazlar mı adama “Emre’yle hangi sebepten ayrıldığınızı neden açıklamıyorsun?” diye. Sormuyor olabilirler belki Yağmur. Hatta bunu da geçtim soruyor da olabilirler. İnan s.kmde bile değil. Ama ben şimdi seni tekrar insan yerine koyarak soruyorum Yağmur. Anlayacağın sana buradan açık açık bir şans daha veriyorum: “Neden ayrıldınız ulan neden? Ne yaptın çocuğa? Aşırı doz mutluluk mu verdin? Heriften zaten bir müddet haber alamamıştık. Adam senden bulaşan aşırı miktarda serotoninden dolayı yoğun bakımda mı yattı bu ulaşılamayan süreçte? He benim Yağmur’um? Senden açıklama bekliyorum bu süreçte yaşananlara özel olarak, bilesin.

Ah be Yağmur! Şimdi neyi hatırladım bak. İnanır mısın hatırladıktan sonra biraz da duygulandım hatta. Şeyi hatırladım Yağmur. Hani Emre ile Twitch’ten yayın yapıyordunuz, ben de size 20 lira bağışta bulunmuştum. Bildiğin göbek atmıştınız be Yağmur. Bununla da yetinmeyip Emre’yi alnından öpmüştün mıh gibi hatırlarım. Valla ne yalan söyleyeyim ben de çok sevinmiştim sizin bu halinizi görünce. Yanlış anlama lütfen, size destek oldum diye sevinmiştim. Hatta hayatımda ilk ve tek olarak yaşadığım “pıtırcık bir andı” bu. Şimdi düşünüyorum da pıtırcık olmak ne güzel şeymiş be Yağmur! Yani o an “Sevinmekle de yetinmeyip bir 10 lira daha atayım lan çok samimi insanlar” diye geçirmiştim içimden inanır mısın? Anlayacağın sevmiştim sizi Yağmur. Ne bilim o zamanlar samimi geliyordunuz bana. Yani bir tapınağa gitseniz bile; “Aha hayatımın tapınağı lan bu! Doya doya tapınmak istiyorum mnkym” diye düşünüyordum. “Good old days” deyip geçelim bence Yağmur’um. Kalbini kıracağım yoksa “ver lan paramı geri” diyerek. Hem de o “pıtpıt” diye atan sevgiciklerle dolup taşan kalbini.

Mektubumu daha fazla uzatmayayım Yağmur. Aman yarabbi moralin falan bozulur şimdi. Öpüyorum seni. Sevgi dolu kalbinden hem de.

Hoşça kal,
Ali